TAKİBET.BLOGCU.COM HOŞGELDİNİZ...


    Pazar, Hazirane 15, 2008 · Kategori: Saglik

    Sıhhat ve Afiyette Olasınız

    Peygamberimizin şu hadis-i şerifini kimbilir kaç yüz defa okumuş ve duymuşsunuzdur. Bütün bu okuma ve duymaların sizde bir etki yapıp yapmadığını hele bir düşünün bakalım.Bir şey yok, değil mi? Şayet böyle ise kusura bakmayın ama bu halde olanlardan ne köy olur ne de kasaba.

    Hadi önce hadis-i şerifi okuyalım:

    “Beşi, beş şeyden önce ganimet bil:

    1-İhtiyarlamadan önce zenginliğin,

    2- Hastalanmadan önce sıhhatin,

    3-Fakirleşmeden önce varlığın,

    4-Meşguliyetten önce boş vaktinin,

    5-Ölmeden önce hayatının kıymetini bil...”

    Bu hadisten bir madde alalım ve onun üzerinde duralım.

    Hastalanmadan önce sıhhatinin kıymetini bilen var mı? Her birerlerimize soruyorum: Hangimiz biliyoruz?

    Zaten sağlığımızın kıymetini bilip bilmediğimizi hastahane kliniklerinde uzayan kuyruklar, kuyruk sırasına girebilmek için geceden koşturmalar gösteriyor.

    Allah ve Rasulü’nün emirlerini tutmayanın hali işte böyle olur.

    Sağlık, sağlıklı olanların başında bir taç’tır. Ama o taç’ı hastalardan başkası göremez.

    Sağlık, farkında olunmayan bir nimettir. Kaybedince farkedilir. İnsan, gözüne para vermediği için gözünün, dişine ücret ödemediği için dişinin, dizine maaş vermediği için de dizinin kıymetini bilmez. Bilmeye başladığında da iş işten geçmiş olur.

    Şu tespiti çok takdir ederim: Her hastalık önce ruhta başlar, sonra vücuda sirayet eder. Ağrı ve sızılar işte bu sirayetin feryadıdır, organların isyanıdır.

    Beşerî sistemlerde her şey insanı hasta etmek üzere plânlanmıştır. “Batı medeniyeti” böyle bir sapıklığın ürünüdür. Sahtekârlık, sahteciliğin neticesidir. Yiyecekler, içecekler, giyecekler, tavırlar ve tarzlar hep sahteleşmiştir. Allah’ın yarattığı uzuvlar bu sahteliğe dayanamıyor ve isyan ediyor. İşte hastalık dediğimiz şey bedenin bu feryatlarıdır.

    Batı ve Batıcılık ancak İslâm inancıyla devâ bulabilecek şeytani bir hastalıktır. Bu hastalığın sirayet ettiği mekânlarda ve toplumlarda akıl, can, din, nesil ve mal emniyetinden söz edilemez. Böyle toplumlarda her Müslüman her an için üç şeye hazır olmalıdır:

    1-Hastahane,

    2-Hapishane,

    3-Kabristan.

    Dolayısıyla evden ayrılırken herkesle vedalaşarak çıkmak lazım gelir.

    Hepimiz sağlıklı yaşamak durumundayız. Sağlığı korumak ve sağlıklı kalmak için herkesin yapması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

    1- Samimi bir Müslüman olmak gerekir. Samimi Müslüman demek, Allah’ın emrettiği mânâda inanmak, inandığı esasları hayata geçirmek demektir.

    2-Temizliğe dikkat etmek gerekir.

    3-Namaz kılmak gerekir.

    4-Oruç tutmak gerekir.

    5-Üzüntüyü yok etmek gerekir.

    6-Seyahat etmek gerekir.

    7-Alışık olduğu şeyleri yemek gerekir.

    8-Aç karna bal şerbeti içmek gerekir.

    9-Sabah akşam 5’er gram çörek otu yemek gerekir.

    10-Az yemek gerekir.

    11- Üzüm ve hurma şerbeti içmek gerekir.

    12-Güzel koku sürünmek gerekir.

    13-Zeytin yağı sürünmek gerekir.

    14-Göze sürme çekmek gerekir.

    15-Helâl yoldan cinsi ilişkide bulunmak gerekir.

    16-Hurma ile acuru birlikte yemek gerekir.

    17-Karpuz ve kavunu hurma ile yemek gerekir.

    18-Kuru üzüm hoşafı içmek gerekir.

    19-Sabahleyin erkenden –seher vakti– kalkmak gerekir.

    20-Günde en az 10 bin adım yürümek gerekir.

    21-Kötü alışkanlıklara mübtelâ olmamak gerekir.

    22-TV seyretmemek gerekir.

    23-Her mevsim günde en az 2 litre su içmek gerekir.

    24-Hazır yiyecekler yememek gerekir.

    25-Mecbur kalmadıkça dışarıdan yememek gerekir.

    26-Stresten uzak durmak gerekir.

    27-Hergün aynı saatlerde yemek gerekir.

    28-Komşuluk ilişkilerini sürdürmek gerekir.

    29-Akrabalarla ilişkiyi sürdürmek gerekir.

    30-Bolca sadaka vermek gerekir.

    31-İnsanlardan tebessümü eksik etmemek gerekir.

    32-Misafirsizliğe maruz kalmamak gerekir.

    33-İnsanın kendisiyle kavgalı olmaması gerekir.

    34-Yaratılanı Yaratandan dolayı hoş görmek gerekir.

    35- Tanıdık-tanımadık herkese selâm vermek gerekir.

    36-Dünyaperest olmamak gerekir.

    Gerektiği gibi yaşamaya var mısınız?

    Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz


    Pazar, Hazirane 15, 2008 · Kategori: Saglik

    Vitaminler ve diş sağlığı

    Vücudun ihtiyacı olan vitaminleri, meyve ve sebzeden almak mümkün. Portakaldaki C vitamini, gribe karşı haplardan daha iyi koruma sağlıyor.

    Meyve ve sebze tüketimine dayalı doğal beslenme sağlıklı bir hayatın kapılarını açıyor. Çünkü taze meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemini güçlendiren ve kanser riskini azaltan antioksidan, lif, mineral ve pigmentlerden oluşan fitokimyasalları da içeriyor.

    Eğer C vitamini gibi bazı takviyeler alınmazsa, A, D ve E gibi diğer antioksidan vitaminler toksik etki yaratabilir. İşte doğal beslenme yoluyla vücudun alması gereken vitaminler:

    A VİTAMİNİ: Bağışıklık sistemi için önemli. Deri, diş ve kemikleri güçlendirir. Ciğer, peynir, balık yağı ve yoğurt gibi besinlerde bulunur.

    B6 VİTAMİNİ: Bağışıklık sistemi için yararlı. Cinsiyet hormonlarını dengeler. Ayrıca adet öncesi sendromunu azaltır. Muz, tavuk, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve fırında pişmiş fasulye gibi besinlerde bulunur.

    Su içmekten daha faydalı olan tek şey?...

    Su içmenin faydalarını bilmeyen yoktur. Peki su içmekten daha faydalı bir şey yok mu? Var! Sıcak su içmek...

    Sıcak su mide yüzeyinde kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biri. Beden suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz. Çinliler, 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin bedene alınmaması gerektiğine inanırlar. Çünkü normal yaşlanma fiziksel değişimler getirir.

    İşte o değişimler:

    Kan damarları daha az elastik olur ve içindeki birikim nedeni ile çapı küçülebilir, bu nedenle yüksek kan basıncı oluşabilir ve kan dolaşımı problemleri ortaya çıkabilir.

    Sindirim sistemi de daha az elastik olur, kabızlığa yol açar. Çinliler soğuk içip yemenin içsel organları daha çok büzdüğüne, problemleri daha da kötüleştirdiğine inanır.

    Besin Satın Alma, Hazırlama, Saklama ve Pişirme İlkeleri

    SÜT VE ÜRÜNLERİ

    Hastalık yapıcı mikroorganizmalardan korunmak için iyi kaynatılmış, pastörize/sterilize edilmiş süt ve ürünleri kullanılmalıdır.

    Pastörize veya sterilize edilmemiş sütler, kabardıktan sonra 5 dakika kaynatılıp hemen soğutulmalıdır.

    Kaynatılmış ve pastörize sütler cam kavanozda buzdolabında 12 gün, kutusu açılmış sterilize sütler en fazla 3 gün saklanabilir.

    Sütlü tatlı yaparken, süt, un ve şeker birlikte pişirildiğinde sütün besin değeri (protein) azalır. Şeker, sütlü tatlı indirilmesine yakın eklenmelidir.

    Ülkemizde peynir, genellikle kaynatılmamış veya pastörize edilmemiş sütten yapılmaktadır. Bu tür peynirler taze olarak tüketildiğinde hastalık etkeni (BRUSELLA) olabilir.

    Çiğ sütten yapılmış peynir tüketilmemelidir.

    Gıda Katkı Maddeleri ve Kanser

    Bilindiği gibi üretim süreci içinde bazı maddeler gıdaların yapısına istenen işlevsel özellikleri kazandırmak amacıyla katılırlar. Bunlardan bazıları o gıdanın doğal bileşiminde bulunabilir. Ancak herhangi bir madde işlenmiş gıdada belli bir amaca yönelik kullanıldığında genellikle "Gıda Katkı Maddesi" adını alır. Bilindiği gibi her gıdanın kendine özgü, karakteristik bir kompozisyonu bulunmaktadır. Doğal çeşitlenmeden ötürü bir gıdanın bileşiminde bulunan öğeler her zaman aynı miktar ve kalitede değildir. Bu nedenle de gıdaların üretiminde bazı katkı maddeleri zorunlu olarak eklenerek kalitede standardizasyon sağlanmaktadır.

    Ancak gıda katkı maddeleri yasal açıdan ele alındığında bunların yarar-zarar ilişkilerinin net bir biçimde ortaya konması, beklenen işlevlerinin ve kullanımında sağlayacağı kolaylıkların neler olduğunun bilinmesi zorunludur.

    Gıda katkı maddelerinin gıda endüstrisinde kullanımı teknolojik gereksinimlerden kaynaklanmıştır. Ancak bunun yanı sıra; dünya nüfusundaki artışlar, gıda sektörünü besleyen hammadde kaynaklarındaki azalmalar, insanların yaşam standartlarını yükseltme eğilimleri gibi etmenler teknolojik buluşları yönlendirmiştir.

    Kirazın Faydaları Saymakla Bitmiyor

    Kirazın sadece meyve olarak değil kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprak ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları ile çok yönlü bir bitki olduğu belirtildi. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi.

    Uzmanlar, kirazın sadece meyve olarak değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki olduğuna dikkat çekiyor. En kaliteli mobilya ve çeşitli araçların kiraz kerestesinden yapıldığı biliniyor. Kiraz zamkı ise şapka ve kumaş endüstrisinde ve tıbbi amaçla kullanılıyor. Ağaç kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyve sapı ve çekirdekleri tedavi amaçlı kullanılıyor. Meyveleri taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.

    KİRAZ BÖBREK DOSTU

    İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor.

    Karpuz İle Gelen Sağlık

    Karpuzun içeriğinde bol miktarda bulunan laykopen maddesi, vücudu kansere karşı koruyor. Laykopen maddesinin kansere karşı koruyuculuğu A vitamininden 2 kat, E vitamininden 10 kat daha fazla.

    Karpuz, kansere karşı koruma özelliği olan laykopen maddesi bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Kansere yol açan en büyük sebeplerden biri, doku ve organların zararlı maddeler nedeniyle hasar görmesidir. Laykopen maddesi ise antioksidan özelliği sayesinde, serbest radikaller denilen zararlı toksinlerin sağlıklı doku ve organlara bağlanmasını engeller. Laykopen, doku ve organlara bağlanarak zararlı maddelere karşı koruma sağlar. Bu nedenle karpuz, kansere karşı koruma sağlayan en önemli besinlerden biridir.

    Karpuzun Diğer Faydaları

    Karpuz besin değeri açısından da oldukça zengin bir meyve. Orta boy bir karpuzdan kesilen ince bir dilimin 6.4 gram kanbonhidrat, bir miktar protein ve yağ ile 26 kalori içerir.

    Tükenmişlik Sendromu: Siz de Tükendiniz mi?

    Tükenmişlik sendromu, stres altındaki kişinin yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma isteği ile karakterize durumunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Kişisel kaynakların sona dayandığı, sürekli ümitsizlik ve negativizmin baskın olduğu enerjinin tükenişi durumunu ifade eder. Tükenmişlik hissi yaşamın değişik evrelerinde ortaya çıkabilir.

    Fiziksel tükenmişlik belirtileri

    Kronik yorgunluk, güçsüzlük, enerji kaybı, baş ağrıları, bulantı, kramplar, bel ağrısı, uyku bozuklukları gibi değişik sorun ve yakınmaları içerir.

    Duygusal tükenmişlik bulguları

    Duygusal tükenme, çoğunlukla bireyde diğer insanlara yardım ederken, istenen psikolojik ve duygusal taleplerin aşırılığı yüzünden ortaya çıkan bitkinlik durumunu ifade eder. Depresif duygulanım, kendini desteksiz ve güvensiz hissetme, ümitsizlik, evde gerginliğin artışı, kızgınlık, huzursuzluk, mutsuzluk gibi negatif duygulanımlarda artış, nezaket, saygı ve dostluk gibi olumlu duygulanımlarda azalma içermektedir.

    Kanser Belirtileri Nelerdir?

    Kanserde erken tanının önemini artık hepimiz biliyoruz. Hastalığın tanısının konmasının uzaması ile kaybedilen zaman, bazen bireyin sağlığını tehdit edecek boyutta olabiliyor. Aşağıda hangi belirtiler görüldüğünde kanserden şüphelenilmesi gerektiği hakkında bilgi bulacaksınız:

    Cilt:

    - Renk, şekil ve büyüklüğü değişen, çabuk kanayan veya ülserleşen benler,

    - İyileşmeyen yaralar varsa,

    - Ve uzun süreli güneş ışığına maruz kalıyorsanız

    Ağıziçi, Boğaz:

    - Ağızda iyileşmeyen ağrılı/ağrısız yaralar,

    Burun Kanamaları

    Burun kanaması deyip geçmeyin. Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır, bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici bile olabilir.

    Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.

    1. Ön burun kanamaları: Burnun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran ya da oturan kişide bir burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.

    2. Arka kanama: Burun arkasından ve derinden olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.

    Arka burun kanamalarının tanınması çok önemlidir.Bu kanama tipi oldukça şiddetlidir ve bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler ya da travma geçirmiş kişilerdir.

    Diş Hassasiyeti

    Dişlerde hassasiyet ne demektir?

    Sıcak, soğuk, şeker veya ekşi yiyecek-içecekler ağza alındığında dişlerde ani bir tepki ve sızlama oluşur; ağrı-sızı başlar. Bu diş sızlaması keskin, ani ve derindir (bu durum halk arasında diş kamaşması olarak da adlandırılır).

    Çürük ve eski dolgular dışında hassasiyet en çok dişeti çekilmesi ile açığa çıkan kök yüzeylerinden kaynaklanır. Normal olarak, dentin (dişin ikinci ve önemli bir tabakası) mine ve sement (kök yüzeyini kaplayan özel tabaka) ile çepeçevre kuşatılmıştır. Diş hassasiyetinin sebebi tam olarak anlaşılamamışsa da hassasiyetin dişin sinirine mikron düzeyindeki kanalcıklar aracılığı ile iletildiği üzerinde duruluyor.

    Diş hassasiyetine sebep olan faktörler:

    Diş Sağlığı ve Vitaminler

    Beslenme diş sağlığı ve güzelliği ile doğrudan ilişkilidir. Bunun nedeni hem beslenmenin ağız ve diş yoluyla yapılması, hem de beslenme sayesinde hücre dokularının sağlıklı olmasına neden olan besinlerin alınmasıdır.

    İnsanların sağlıklı yaşamaları büyümeleri ve çoğalmaları için gerekli sentezleri organizmada yapılmayan, dışarıdan eser miktarda alınması gereken organik bileşiklere vitamin adı verilir.

    İnsanda vitamin eksiklikleri yetersiz alış, barsak absorbsiyonunundaki bozukluk yada alışa oranla ihtiyacın artması sonucu meydana gelmektedir.

    Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak ikiye ayrılır;

    Gözlerde Uçuşmalar

    Bazen baktığınız yerde küçük tanecikler veya bulutcuklar görürsünüz. Bunlara uçuşmalar denir. Uçuşmaları özellikle gökyüzüne baktığınızda veya düz bir zemine baktığınızda daha fazla farkedersiniz. Bu uçuşan noktalar genellikle, gözün içindeki jel kıvamındaki yapı olan vitreus un içindeki küçük yumaklaşmalardan oluşmaktadır. Bu yumaklaşmaların görme zarı (retina) üzerinde oluşturduğu gölgeleri algılamaktasınız. Bunların küçük noktalar, halkalar, çizgiler veya bulutlar gibi şekilleri olabilmektedir.

    Uçuşmalara neler neden olmaktadır?

    İnsanların orta yaşlarına eriştiklerinde, gözün içindeki jel kıvamındaki yapıda bazı değişiklikler olmaktadır. Jelin, gözün arka duvarında görme zarında yapışık olduğu yerlerden ayrılması ile bu yapının küçülmesi söz konusu olur ve içinde yumaklaşmalar ortaya çıkar. Bu durum bazı kişilerde daha yüksek oranda görülmektedir:

    Güneş, Ultraviole ve Göz Sağlığı

    İnsan gözü 400 nm ile 760 nm arasında dalga boylarına sahip ışıkları görür. Dalga boyu küçüldükçe mavimsi, dalga boyu büyüdükçe kırmızımsı renkler görülür. 760 nm nin üzerinde infrared, 400 nm altında ise ultraviole (UV) yani mor ötesi radyasyon başlar. UV radyasyon güneş ışınlarının %5 ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir.

    Diğer taraftan UV ışığın çoğu atmosfer tarafından emilmektedir ve çok küçük dalga boyları yeryüzüne ulaşamamaktadır. Bulutlu havalarda emilim daha da artmaktadır.

    UV ışık yeryüzünden yansıtılır. Toprak ve çimen %1-5, su %3-13 arası yansıtırken kar %88 e kadar yansıma yapabilir. UV etkisi yükseklerde artar, zira filtre edecek atmosfer azalmaktadır. Dağcılarda tırmanma sırasında, güneşin sıcaklık etkisinin azalmasına rağmen güneş yanığı olma olasılığı daha fazladır. Dağa tırmananlar ve kar kayağı yapanlar UV radyasyona en fazla maruz kalanlardır.

    Gebelikte Vücut Bakımı

    Kadın vücudu gebelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister. Bu dönemde bedeninize gösterdiğiniz ilgi hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenizi hem de doğum sonrasında vücudunuzun eski haline kolayca dönmesini sağlar. Bu yüzden hamilelik döneminde vücut temizliğinize ve bakımınıza gerekli ilgiyi göstermelisiniz.

    Banyo

    Gebelik sırasında günlük yıkanma alışkanlık haline getirilmelidir. Çünkü bu dönemde ter bezleri normalden aşırı bir çalışma gösterir.

    Yıkanırken kullandığınız su 37-38 derece olmalıdır. Aşırı sıcak su sağlığınız açısından zararlıdır. Ayrıca banyo süresinin 15 dakikadan fazla olmamasına dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde kanama geçirme riskiniz artacaktır.

    Çürük Dişler Düşük Nedeni Olabilir

    Hamilelik döneminde vücuttaki hormonlarda görülen değişiklikler, dişetlerinde iltihap oluşmasına ve dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam oluşturur.

    Hamileyken dişte ne gibi değişiklikler gözlenir?

    Hamilelik döneminde östrojen ve progesteron hormonlarında artış gözlenir. Bu artışla beraber ağız ortamında bazı değişiklikler olur. Damarlanma ve kan akışının artışı ile dişetleri şiş, kızarık ve gevşek bir halır. Şişen dişetleri yiyecek artıklarının tutunması için ideal ortamı sağlar. Böylece ağız ortamı bakterilere karşı çok daha hassas bir duruma gelir. Bakteri aktivasyonunda artış gözlenir. Bu ağızda rahatsızlıklar, yeme güçlüğü ve şiddetli kokuyla seyreder.

    Ağızda bakteri aktivasyonunun artması hamileler için ne gibi tehlikeler doğurur?

    Diş Hekimi Muayenesi ve Ağız Kanseri

    Türkiye’de diş hekimine gitme sıklığı oldukça az

    Toplumun ağız kanseri konusundaki farkındalığının saptanması amacıyla yapılan araştırmaya katılanların yüzde 23’ünün hiç diş hekimine gitmediğini, yüzde 33’ünün 2 yılda bir ya da daha seyrek, yüzde 24’ünün yılda bir diş hekimine göründüğünü ortaya koydu.
    18-19 Nisan tarihlerinde Gazi Üniversitesinde düzenlenen Ağız Kanserleri I. Ulusal Sempozyumu’nda sunulan, Nielsen Omnibus tarafından 16-64 yaşları arasındaki bin 216 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de diş hekimine gitme sıklığı oldukça az.

    Araştırmaya katılanların yüzde 23’ünün hiç diş hekimine gitmediği, yüzde 33’ünün 2 yılda bir ya da daha seyrek, yüzde 24’ünün yılda bir, yüzde 20’sinin ise 6 ayda bir ya da daha seyrek diş hekimine göründüğü saptandı.

    Ağız kanseri hakkında bilgi sahibi olanlarda diş hekimine 6 ayda bir veya daha sık gidenlerin oranı ise yüzde 26’a çıkıyor. Bu oran bir yakınında ağız kanseri olan kişiler arasında ise yüzde 18 düzeyinde seyrediyor.

    Yazın nasıl beslenmeliyiz?

    Yaz aylarında tüketilen gıdalar hem yazı daha sağlıklı geçirmek hem de ideal kiloyu korumak açısından önemlidir. Ayrıca yaz aylarında tükettiğimiz meyve-sebzeler başta kanser, kalp ve sindirim sistemi hastalıklarının önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlığın engellenmesinde önemli rol oynamaktadır.

    Yazın kalp hastalıklarının önlenmesinde çok önemli role sahip antioksidanlardan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesine de özen göstermeliyiz. Yeşil biber, maydanoz, çilek, erikte bol miktarda bulunan C vitamini, yumurta, süt ve türevleri, havuç, kayısı gibi besinlerde bulunan A vitamini ve tahin, kuru baklagil, fındık,

    Gıda zehirlenmeleri yazın artıyor

    Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrıları, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor. Yiyecek ve içeceklerin saklama, hazırlama ve sunulma aşamalarında uygun sağlık şartlarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.

    Besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özen gösterilmemesi besin zehirlenmelerine yol açıyor. Zehirlenmelerie çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5-70 derece arasında, en çok da oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyor. Genellikle 5 derece ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artar. Yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer alıyor.

    KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?

    Seyahat edenler dikkat.. Turist ishali nedir?

    Gelişmiş bölgelerden gelişmekte olan bölgelere seyahat eden insanlarda görülen ishal birçok insanı etkilemektedir. Farklı bölgelere seyahat eden insanların yüzde 30-40'ında ishal görülmekte bunların yüzde 90'ı hafif seyirli ve kendiliğinden iyileşirken yüzde 5-10'unda da dizanteriform ishal gelişmektedir. Ayrıca turistlerin yüzde 1-2'sinde 1 aydan fazla süren inatçı ishal oluşmaktadır. Az sayıda olguda da 6 aydan fazla süren olabilir ve kronik bir hastalık başlayabilir. Turist ishalinin gelişme riski kişinin bedensel duyarlılığına, yeme alışkanlığına yolculuk süresine daha da önemlisi gideceği yere göre değişebilmektedir. Turist ishalinden korunmada ilk basamak gıda alımında seçici davranma ile olur. Yerel sular kaynatılmadan içilmemelidir. Şişelenmiş su ve karbonatlı içeceklerin içilmesi daha emindir. Çiğ ya da az pişirilmiş et, deniz ürünleri, süt ürünleri, pişirilmemiş ya da kabuğu soyulamayan sebze ve meyveyi yemekten kaçınılmalıdır.

    TAHILLAR SOFRANIZDAN EKSİK OLMASIN

    Dört temel besin grubundan biri olan tahıllar, vücudun enerji ihtiyacının büyük çoğunluğunu karşılaması nedeniyle beslenmemizde önemli bir yere sahiptir. Önemli olan bu besin grubu içerisinde doğru seçimler yapmak, büyük ölçüde karmaşık karbonhidratları tercih etmektir. Bu gruptan yiyecek seçimi yaparken, kalorisi azaltılmış ve B grubu vitamin içeren diyet ürünler de tercih edilebilir, ancak bu ürünler kalorisiz olarak düşünülüp aşırı miktarlarda tüketilmemelidir.

    Tahıl taneleri temel olarak yüksek posa, düşük yağ, yüzde 10-15 oranında protein, nişasta, B ve E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir gibi mineraller ile elementler içermektedir. Ancak öğütme işlemi sırasında bu değerli besin beyazlaştırılarak maalesef en faydalı kısımları ziyan edilir.

    Menopoz döneminde yiyin

    Tam tahıl taneleri, hem pek çok kronik hastalığı önlediğinden, hem de zayıflama diyetlerinde tokluk hissi sağladığı için beslenmemizde sıklıkla kullanılmalıdır.

    Tahılların özellikle mide ve kolon kanseri ne ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu olduğu ispatlanmıştır.

    Yemeklere Niçin Tuz katılıyor?

    Beslenme yoluyla dışarıdan aldığımız karbonhidrat, yağ ve proteinler, beden şehrinde işletilen fabrikaların çalışması için gereklidir. Biyolojik fabrikalardaki kimyevî hâdiselerin sağlıklı şekilde gerçekleştirilmesinde, suya, çeşitli vitamin ve elementlere önemli vazifeler yüklendiğinden bunların dışarıdan düzenli şekilde alınmasına ihtiyaç vardır. Bu maddelerin bağırsaklarımızdan kana geçmesi için gerekli biyo-fiziko-kimyevî mekânizmalar da bağırsaklarımıza yerleştirilmiştir. Meselâ, besin maddelerinin tamamının israf edilmeden kana geçmesi için, bağırsaklarımız mükemmel bir mimaride yaratılmıştır. Emilim yüzeyinin artırılması için bağırsakların içinde bağırsak boşluğuna doğru yaklaşık bir cm uzanan Kerkring isimli kıvrımlar inşa edilmiştir. Ayrıca bu kıvrımların üzerine bir mm uzunluğunda eldiven parmağı şeklinde birbirlerine bitişik dizilmiş ve yüzeyi bağırsak epitelyum hücreleri ile döşeli villus adı verilen uzantılar yerleştirilmiştir. Her bir epitelyum hücresinin bağırsağa bakan tarafı yaklaşık 200 adet mikrovillus adı verilen ince uzantılarla süslenmiştir.

    Ayvanın Faydalarını Biliyor Musunuz?

    Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, birçok hastalığa şifa olan ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Yorulmaz, ayvanın faydalarının çok eski çağlardan beri bilindiğini belirterek, “Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çiçeklerini kullanmışlar” dedi.

    Dünyada en fazla ayva üretimi yapan ülkeler içinde Türkiye’nin de bulunduğunu belirten Yorulmaz, şöyle konuştu:
    “Bu mevsimde her yerde oldukça ucuz fiyata ve bol miktarda ayva bulmak mümkün. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içermektedir.

    AYVANIN FAYDALARI

    Ayvanın birçok rahatsızlığın giderilmesi ve korunmasında etkin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yorulmaz, şu bilgileri verdi.

    Beslenmeyi bilmiyor, haplardan medet umuyoruz

    Uzmanlara göre normal durumlarda insanlarda vitamin-mineral eksikliği olmuyor. Savaş, kıtlık gibi olağanüstü durumlar dışında... Ülkemizde ise besin destek ürünleri olarak satılan bu haplar "ben kullandım çok iyi geldi, sen de kullanmalısın" tavsiyeleri çoktan doktor kontrollerinin önüne geçti. Oysa kontrolsüz kullanılan bu tür ilaçlar ciddi sorunlara yol açabiliyor. Son yıllarda hemen herkes besin destek ürünleri, besin takviyeleri ile vitamin-mineral haplarını konuşuyor. Bu ilaçların kullanımı giderek artıyor; üstelik bir iki tane değil, günde beşin üzerinde ilaç alanlar var. Komşudan komşuya “Ben kullandım çok iyi geldi, mutlaka sen de kullanmalısın” tavsiyeleri doktor kontrollerinin önüne geçti. Ama bunun ne kadar sakıncalı olduğunu, yapılan araştırmalar ortaya çıkardı. Bu destek haplarının kontrolsüz kullanımı kişilerde ciddi rahatsızlıklar da meydana getirmeye başladı. Mesela A vitamini içeren hapların gereksiz ve fazla kullanımının karaciğer hastalıklarına, kalsiyum haplarının fazla kullanımının da prostat kanserine davetiye çıkardığını uzmanlar onaylıyor.

    Deodorantlar ve Meme Kanseri

    İngiltere de Reading Üniversitesi nden bir grup bilim adamı tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, deodorantların meme kanserlerine yol açabileceğini ortaya koydu.

    Journal of Applied Toxicology adlı tıp dergisinde yer alan araştırmanın, bilim dünyasında yeni tartışmalara yol açacağı belirtiliyor.

    Araştırmacıların 20 meme tümörünü inceledikleri, 18 inde, parabens olarak bilinen sentetik kimyasalın bulunduğunu tespit ettiği öne sürüldü.

    Bilim adamları, ilk kez parabens adlı kimyasalın tümörlerin içindeki varlığının tespit edildiğine işaret ederken, araştırma sonuçlarını Journal of Applied adlı dergiden alıntı yaparak yayımlayan The Observer, Bu araştırma yanıt vermekten ziyade, soruları artırıyor yorumunda bulundu.

    Reading Üniversitesi bilim adamlarının, insanlar tarafından üretilen kimyasal maddelerin deri tarafından emildikten sonra dokularda biriktiğini düşündüklerine de işaret eden Observer, Ancak kanserle mücadele eden dernek ve kuruluşlar bu sonuçların ihtiyatla karşılanmasını tavsiye ediyor. Bu kuruluşlar, kozmetik ürünleri, deodorantlar ve terlemeyi önleyici malzemeler ile kanser arasındaki ilişkinin henüz kanıtlanmış sayılamayacağını vurguluyor ifadesine yer verdi.

    Kilolular meme kanserini daha ağır geçiriyor

    Kilosu fazla olan meme kanseri hastalarının, hastalığı normal kilolulara göre daha ağır geçirdiği belirlendi.

    ABD’deki Teksas Üniversitesinin Anderson Kanser Merkezinde görev yapan bilim adamları, obez ve şişman olan meme kanseri hastalarının normal kilolu meme kanseri hastalarına göre hastalığı daha ağır geçirdiğini ve daha çabuk öldüğünü bildirdi.Clinical Cancer Research dergisinde yayımlanan araştırmayı yapanlardan Dr. Massimo Cristofanilli, en tehlikeli meme kanseri türü iltihaplı meme kanserinin obez hastalarda görülme oranının yüzde 45, şişman hastalarda yüzde 30, normal kilolu hastalarda yüzde 15 olduğunu belirterek, araştırmalarının obez hastaların meme kanserini daha ağır geçirdiğini ortaya çıkardığını, şişman dokuların hastalığın daha ağır geçmesine neden olan iltihaplanmayı artırabileceğini öğrendiklerini söyledi.

    Cristofanilli ve arkadaşları araştırmaları sırasında 606 meme kanseri vakasını inceledi. Vakaları tüm dünyada kabul gören Vücut Kitle Endeksine (Ağırlığın metre cinsinden boyun karesine oranı ile hesaplanması) göre sınıflayan bilim adamları, endeksi 25’in altında olanları normal kilolu, 25 ile 30 arasındaki şişman, 30 ve üzeriyse klinik obez olarak sınıflandırdı.

    Kanser hastası yakınları nasıl davranmalı?

    Sakın moral vereyim derken bu hatalara düşmeyin

    Psikolog Şebnem Turan “Halk arasında, kanserin stres ve negatif düşüncelerle ortaya çıktığına inanılır. Kanser hastaları ve yakınları da çoğu zaman kendini ‘rol yapma’ya zorlar” dedi. Hasta yakınlarının durumu abartıp, moral vermek amacıyla ‘daha ne kötüleri var, sen yine iyisin’ gibi yaklaşımlarda bulunduğunu belirten Turan “Bu sözler hastayı teselli edeceğine kızdırır” uyarısında bulundu.

    İnsanlar günlük hayatlarını yaşarken yarınlarının nasıl olacağı konusunda bir fikre sahiptirler. Bu fikir genellikle de sağlıklı ve uzun yaşayacağımıza ilişkindir; hastalıkların bizim başımıza gelmeyeceğini düşünürüz. Oysa kanser bu varsayımımızı bozan ve bireyin geleceğini belirsizleştiren bir hastalıktır. Hastalık ne kadar geçici ve hafif olsa da, hasta bir kayıp duygusu yaşar; bu kayıp sağlığın kaybıdır! Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Psikolog Şebnem Turhan; kanser hastalarının ve yakınlarının yaşadığı psikolojik durumu değerlendirdi:

    İNKAR UZUN SÜRDÜYSE DİKKAT!

    AKCİĞER KANSERİNİN NEDENLERİ

    Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradır. Bunu radon ve asbest (amyant) izler. Ancak, sigara, radon ve asbestten başka da kanser riskini artıran pek çok faktör vardır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, akciğer kanserine neden olan etkenleri anlattı.

    Hava Kirliliği

    Hava kirliliğinin de akciğer kanseri için bir risk faktörü olabileceği ileri sürülmektedir. Bunun en önemli kanıtlarından biri, akciğer kanserinin hava kirliliğinin yoğun olduğu ülkelerde ve şehirlerde daha fazla görülmesidir.

    Çeşitli araştırmalarda, hava kirliliğine neden olan kükürt dioksit, azot dioksit gibi maddelerin sigara dumanındaki kanserojenik maddelerin etkilerini artırdıkları saptanmıştır. Dizel egzostuna ve petrol yanma ürünlerine maruz kalan kişilerde akciğer kanseri riski yüksektir.

    Meslekler

    Akciğer kanserinin bazı meslek sahiplerinde daha fazla görüldüğü eskiden beri bilinir.

    BOYUN VE OMUZ AĞRILARINDAN KURTULUN

    Günlük yoğunluk ve strese bağlı kas ağrılarından birkaç dakikalık egzersizle kurtulabilirsiniz. Her tür ortamda yapabileceğiniz bu egzersizler günlerinizin daha verimli geçmesinde size destek olabilir.

    Omuz ve boyun kasları için gevşeme egzersizleri Birinci adım:

    Başlangıç pozisyonunuzu alın. Boynunuzu uzatın ve ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Bu sırada ellerinizi öne doğru, başınızı da ellerinize yani arkaya doğru itin. Ellerinizi gevşetmeyin. Gergin halde kalın ve üç kere yavaşça nefes alıp verin. Rahat bırakın. Yeniden başlayın.

    İkinci adım:

    Başlangıç pozisyonunuzu alın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Başınızı öne doğru ittirin ve ellerinizle hafifçe bastırarak baskıyı artırın. Üç kere yavaşça nefes alıp verin. Ardından rahat bırakın.

    Üçüncü adım:

    Tereyağı ve Margarin Arasındaki Farklar

    Yüzyıllardır insanlar tarafından doğal olarak üretilen ve dedelerimizin vazgeçilmez besinlerinden olan tereyağının kullanımı son 50 yılda ö

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|:

EUROVİSİON 2009 NORVEÇ

EN SON HABERLER...

BANA YAZARMISIN...?

EN ÇOK İNDİRİLEN PROGRAMLAR...